İmam'ın İnce Ruhluluğu                 


İmam'ın İnce Ruhluluğu

İmam Paris’te iken Hz. İsa’nın doğum gününde şöyle buyurdu: Komşular bu gelgitten ve kalabalıktan rahatsız oldular, en iyisi onlara birer hediye alıp gönderin ve benden tarafta özür dileyin. Arkadaşlar birkaç kutu çikolata alıp geldiler, İmam, ne aldıklarını sordu onlarda kutuları İmam’a gösterdiler, İmam dedi ki: Avrupalılar gülü çok severler bu yüzden birkaç tane gül gönderin.

O bayram gecesi komşulara hediyeleri dağıttık, o günün sabahı sokak gazeteciler ve halkla dolmuştu ben arkadaşların birisinden ne olduğunu sordum, dedi ki: Gazeteciler dün gece gönderilen hediyeler hakkında röportaj yapmak için gelmişler. İmam’la röportaj yaptılar ve İmam, Hz. İsa hakkında bazı noktalara değindi, İmam’ın bu davranışının tebliğ yönü bundan önceki röportajlarla kıyaslanamayacak kadar çoktu.

Bir gün köydeki arkadaşlardan birisi İmam’dan, namaz kılarken giyindiği herhangi bir elbisesini istedi. Ben söylemeye utandığım halde, onu ısrarları karşısında söylemeye mecbur kaldım. İmam’ın yanına gittiğimde işim bittikten sonra dedim ki: Benim söylemem gereken bir konu var fakat siz nasıl uygun görürseniz öyle yapın, arkadaşlarımdan birisi sizin namaz kılarken giyindiğiniz elbiselerinizden bir tanesini istiyor. Ben sözümü bitirdikten sonra, İmam güler yüzle Sorun değil dedi, orada olan başka birisine seslenerek, Benim Abamı getir dedi. Birkaç gün sonra abayı o köylüye gönderdim ve buna çok sevindi.

Bir gün bir iş için İmam’ın yanına gitmiştim, konuşmamın sonunda dedim ki Eğer mümkünse sizden hatıra kalması için bize bir hediye verin. İmam, sorun değil dedi. Birkaç gün sonra İmam tarafından bir telefon geldi, şöyle deniyordu: İmam size bir hediye gönderdi. Ne olduğunu sordum:üzerinde Allah yazılı bir plaket ve arka tarafına ise size hediye edildiğine dair bir not olduğunu söyledi.

Bir iş için İmam’ın yanına gitmiştim konuşmam bittikten sonra İmam’a: Eğer mümkünse aileme sizin hatıranız olarak kalacak bir şey verin İmam kabul etti. Birkaç gün sonra İmam tarafından birisi telefon açtı ve dedi ki İmam sizin için bir hediye göndermiş ne olduğunu sordum, Üzerinde Allah yazılı bir plaket olduğunu ve arka tarafına ise, sana ve ailene İmam tarafından hediyedir yazısı olduğunu söyledi.

İmam, günde üç kez yürüyüş yapıyordu ve bu vakitler İmam’la konuşmakta en değerli vakitlerdi, bir gün İmam’la yürürken İmam şöyle sordu: Bu gonca kaç gündür açmış biliyor musun? Ben de hiç dikkat etmediğim için bilmiyorum dedim, İmam, Ben her gün buna bakıyorum ve buradan her geçtiğimde ne kadar değiştiğini görüyorum şimdi tam olarak iki buçuk günlük. dedi.

Bir defasında bir goncanın karşısında oturup şöyle dedi Ben her defasında yeni açan bu güle baktığımda kendi kendime diyorum ki, Bu Ali’dir (İmam’ın küçük torunu) ve çok yavaş açılıyor. Onun biraz yukarısında bir gül daha vardı, solmuş yaprakları da birazcık dökülmüştü, İmam onu göstererek dedi ki O gül de benim artık, soldum ve gidiyorum, Bu ikisi arasında bir ilişki görüyorum birisi daha yeni açarken öteki solup gidiyor.

Bir gün bahçede yürürken İmam şöyle sordu: Söyle bakalım bu ağaçların hangisi daha güzel? Ben şimdiye kadar hiç dikkat etmediğim için öylesine bu ağaç daha güzel dedim. İmam Gelişigüzel söyleme bu ağacın güzelliğine ne delilin var, birkaç gün düşün dedi Ben dedim ki Çünkü bu ağaç daha yeşil. İmam, Hayır git düşün bakalım bir ağacın güzelliği neyindedir, dallarının duruşunda mı, gövdesinin şeklinde mi yoksa yapraklarında mı ? Bahçenin bir köşesinde bir ağaç vardı onu göstererek şöyle dedi ’’Güneş doğmadan önce bu ağacın ne kadar güzel olduğunu bilemezsin, güneş doğduğu zaman ağaca yansıyor ve ağaç çok farklı bir güzelliğe bürünüyor’’

Evin alışverişini ben yapıyordum, alınacak şeyleri liste halinde yazar İmam’a gösterirdim ve tutarı kadar para alır çarşıya çıkardım. Bir gün alınacak şeyleri yazdım ve İmam’ın yanına götürdüm ve toplamının miktarını söyledim, İmam, listeye bakınca yanlış hesaplamışsın dedi. Ben, yeniden hesap yaptım ve doğru topladığımı söyledim, İmam, hiçbir şey söylemeden parayı verdi, ben çarşıya çıktım alışverişi bitirdikten sonra bir miktar paranın arttığını gördüm sonra toplamada 9 frankı 90 frank olarak hesapladığımın farkına vardım. Dönüşte İmam’ın yanına gittim ve dedim ki: Efendim, ben hesaplamada hata yapmışım paradan bu kadarı arttı.

İmam dedi ki Ben, sabah yanlış hesap yaptığının farkındaydım ancak senin kendinin bu hatanın farkına varmanı istedim.

 Bu çok zarif bir noktaydı, eğer İmam, sabah bana ısrarla hata ettiğimi söyleseydi ben o evde bana güvenilmediğini zanneder ve hizmet etmekten soğurdum.

 Savaş başladıktan sonra birçok kötü haber geliyordu. Ama İmam asla onları bize söylemezdi. Bazen odasına çekilirdi. O zaman birinin kötü bir haber getirdiğini anlardım. Ama sorduğum zaman şöyle cevap verirdi Söyleyip seni üzmeye ne gerek var?

 Diğer taraftan, eğer güzel bir haber gelseydi, kapıdan girer girmez bizi çağırır gelin size güzel bir haberim var derdi. Güzel haberi başkaları ile paylaşır kötü haberi kimseye söylemezdi.

 İmam hayvanları çok severdi bu onun ince ruhlu ve duygusal olmasından kaynaklanıyordu. İmam’ın bahçesinde kedi çoktu. İmam ne zaman yemek için odaya gitse bütün kediler kapının arkasında toplanırdı, İmam yemeğinin etini kedilere verir ve yemeğin suyuyla biraz pilav yerdi. Ben İmam’ın kediler toplandığı zaman yemeğinin etini yediğini hatırlamıyorum. Bir gün İmam, yine yemeğinin etini kedilere verdi, annem dedi ki Efendim, neden bu pahalılıkta yemeğinizin etini kedilere veriyorsunuz’? İmam ise şöyle cevap verdi: Bu kedilerin senden farkı ne? Onlar da nefes alıyor sen de nefes alıyorsun, eğer biz buna yemek vermez isek kim verecek?

 Aynı İnsan bir taraftan Salman Rüştü’nün ölüm fermanını verirken diğer taraftan hayvanlara ve Allah’ın yarattığı mahlûklara böyle davranıyor. İnanamıyorum nasıl oluyor da bu iki zıt kutup bir insanda toplanıyor.7*

 İmam, sinekleri odadan dışarı çıkarmak istediği zaman sinek kovan ile dışarı çıkarırdı, asla onları sinek ilacı veya başka bir şeyle öldürmezdi.

 

 



تعداد بازدید:  2112