İRAN İSLÂM CUMHURİYETİ ANAYASASI                 


İRAN İSLÂM CUMHURİYETİ ANAYASASI

 GİRİŞ:

 İran İslâm Cumhuriyeti birçokları için kara bir kutu olmakla beraber bunda batının kara camlı gözlükleriyle bakıyor olmamızın etkisi yadsınamaz. Bu çalışmamızda günümüz ulus devletleri-nin kodu niteliğinde olan İran Anayasası merkeze alınmış olup, iki önemli amaç güdülmektedir.

Birinci amacımız hukukçu olmanın bir gereği olarak özgün bir hukuk metnini mukayeseli hukuk biliminin konusu olması hasebiyle incelemektir. Mukayeseli hukuk çalışmaları hukuki gelişim açısından oldukça önemli olmakla beraber İran üzerine bu alanda yapılmış çalışmaların yeterli olmadığı açıktır.

İkinci amacımız aynı dini ve kültürü paylaştığımız, mezhep ayrılıkları bir tarafa bırakılırsa, İran’ın Kuran’ı merkeze alarak yaptığı bu anayasayı ve bu anayasanın oluşum sürecini anlamak-tır. İran birçok şeyin denendiği bir laboratuar olması açısından ilgiye değer olmakla beraber, de-nenen İslâm olunca bu ilgi daha da önem kazanıyor.

Bu çalışmada anayasanın tümü değil de özellikle devleti, devletin şeklini, kırmızı noktalarını ve hedeflerini içeren maddeler üzerine durulmuş olup, yargılama veya övmeden öte anlama saikıyla hareket edilmiştir.

Konuya girişten sonra İran’daki devrim süreci anlatılmış olup, önemli ve yabancı olduğumuz kavramlar açıklandıktan sonra anayasa metnine geçilmiştir. Anayasa metnine geçtiğimiz kısımda bölüm numaraları orijinal haliyle verildiğinden sayısal sıralamaya uyulmamıştır.

 GENEL TARİHİ BİLGİ

1501 Yılına kadar İran coğrafyasında azınlık olan Şia aynı tarihte Safevileri kuran Şah İsmailin çabalarıyla hızla yayıldı. Takip eden şahlar tarafından da teşvik edilen Şii İsnaaşeriye (Caferilik) Kaçar dönemine gelindiğinde (1779–1925) ise, İran coğrafyasına artık iyice yerleşmişti. Ancak İsnaaşeriye Şiasının İran’a yerleşmesiyle beraber; gerçek otoritenin kayıp olduğuna inanılan 12. imama ait olduğunu ileri süren ve imamın yeniden görüneceği zamana kadar tüm otoriteleri gayri meşru telakki eden anlayışın benimsenmesi otoriteleri zora sokmuştur. Diğer taraftan kendisini kayıp imamın vekili (naibi-amm) sıfatıyla tanıtan ve onun yetkilerini üstlendiklerini iddia eden ulema; zekât ve humusu toplamış, mahkemelerde şer’i ahkâmı uygulamış, geniş vakıf arazilerini elinde tutmuş ve böylece güçlü bir konum elde etmiştir.

Üstelik Şeyh Murtaza Ensari ile beraber ulema müesseseleşerek, Mercii Taklid kavramıyla dev-letten tamamen bağımsız ve hiyerarşik bir yapıya kavuşmuştur. 1961de vefat eden Ayetullah Burucerdiye kadar bu müessese kesintisiz olarak devam etmiştir, bu tarihten sonra mercii olarak belirli bir isim temayüz etmemiştir.

19. yüzyılın başından itibaren siyasi ve askeri olarak zayıflayan İran, 1907’de Rus ve İngilizlerin kendi aralarında yaptıkları bir anlaşmayla bölüşülür.

1890 yılında bir İngiliz firmasına ‘tömbeki isyanı’ olarak bilinen direnişe yol açan, tütün imtiyazı verildi. Cemaleddin-i Afganinin bir mektubuyla dönemin müctehidlerinden Mirza Hüseyin Şirazinin (1815–1895) imtiyaz geri alınana kadar tütün kullanımını yasaklayan fetvası gündeme gelir ve gösteriler yapılır. Bunun üzerine Şah bu imtiyazı geri çeker.

 Anayasa Hareketleri

Hızlı batılılaşma anayasa düşüncesini gündeme getirince Şah’ın gücünün sınırlanacağını düşünen ulema da anayasa fikrini benimsemiş ve anayasanın ilan edildiği 30 Aralık 1906’ya kadar da savunmuştur.

Kaçar hanedanı döneminde 1879’da oluşturulan Kozak Birliğinin komutanı olan Rıza Han Ara-lık 1925’de kendi şahlığını ilan ederek Pehlevi Hanedanı’nı kurar.

Rıza Han ulamanın iki önemli alanı olan, eğitim ve hukukta önemli değişikliklere gidip sıkı bir rejim uygular. Ancak Almanlara fazla yaklaşınca İngilizler ve Ruslar tarafından tahttan indirile-rek yerine oğlu Muhammed Rıza Pehlevi (1941) getirilir.

İkinci Dünya Savaşı ile ülkenin İngilizler ve Ruslar tarafından işgali ile başlayan çalkantılar baş-bakan Musaddıkı ön plana çıkartır. Ancak Musaddak’ın petrolü millileştirmesiyle CIA’nın ve İngiliz istihbaratının desteğiyle Şah Rıza Pehlevi otoriteyi tekrar eline alır.

Şah Rıza Pehlevi yarıda kalan batılılaşma sürecine devam ederek, aslında hanedanının sonunun başlangıcı olacak Ak Devrim adlı reform paketini 1962’de uygulamaya koyar.

Toprak reformu, kadın hakları, okuma yazma seferberliği gibi bir takım hedefler içeren Ak Dev-rim, yalnız ulemayı değil toplumun bütün kesimlerini rahatsız eder. Zira bu reformun batılılaş-ma hareketinin bir parçası ve İslâm’ın hayattan uzaklaşması için liberalleşme politikalarından oluşan bir süreci içerdiği düşünülür.

İşte bu dönemden sonra yoğun ve benzeri görülmemiş bir katliam, baskı ve emperyalist sömürü dönemi başlamıştır.

 İmam Humeyni’nin sahneye çıkışı ve İslâm Cumhuriyeti’nin İlanı

Artık İslâmi unsurların etkisi iyice artmaya başlamış ve 1963 yılında İmam Humeyni Şahın baş-lattığı bu harekete karşı bir mücadele içine girmiştir. Humeyni bu mücadelede dikkatleri şahın İran Anayasasını ve İslâm’ı savunmak için ettiği yemine aykırı davranmasına, ABD ve İsrail’e olan bağımlılığına çekmiştir.

İmam Humeyni’nin çağrısı üzerine ülke çapında direnişler başlar. Bunun üzerine binlerce kişi şehid edilir. İmam Humeyni önce idamla cezalandırılır, sonra Ayetullah Şeriatmedari’nin araya girmesiyle önce Bursa’ya oradan Necef’e sürgün edilir.

İmam Humeyni Necef’te boş durmayıp sürekli İran’a halkı yönlendirmede çok etkili olan tebliğ-ler gönderir. Hedef ise açıktır, ‘şahlık rejiminin sona ermesi…’

Şahın ırak rejimiyle anlaşmasıyla Irak’tan çıkarılan imam Humeyni, İran’la iletişim imkânlarının çok kolay olduğu Paris’e gider.

1970 yılında İmam Humeyni tarafından açıklanan Velâyet -i Fakih ilkesine dayalı İslâmi hükü-met düşüncesi Müslüman halka belli, malum ve sağlam yeni bir amaç verir. İslâm İnkılâbı’nı hazırlayan olaylar dizisi 1978 Ocak ayında başlar.

7 Ocak 1978 de İttilaat Gazetesi’nde İmam Humeyni’nin ismi zikredilmeksizin hakaretler dolu bir makale yayımlanır. Bunun üzerine Kum’da düzenlenen gösterilerde birçok insan katledilir. Tebriz’de Kum şehitlerinin kırkıncı gününde düzenlenen toplantıda Savak ajanlarının âlimlere hakareti ayaklanmaya yol açar ve yüzlerce insan katledilir. Bu kez Tebriz şehitlerinin kırkıncı günü dolayısıyla çeşitli şehirlerde gösteriler olur. Ardından giren Ramazan ayı boyunca Humey-ni’nin beyanatlarıyla milyonlar harekete geçer.

8 Eylül 1978’de 4 bin kişinin katledildiği Lale Meydanı katliamı devrimin tetiği olurken, ABD başkanı Carter Şah’ı desteklediğini açıklar. Devrim artık şahlığı tüm kurumlarıyla kapsar ve or-duyu da içine alır.

Ülkenin bütün kuruluşlarında dayanışmalı grev ve iş bırakma eylemleri yapılır.

Bir yıl gibi kısa bir sürede 2500 yıllık Şahlık Rejimi bütün kurumlarıyla birlikte yıkılır. Sonuçta 60 binden fazla şehit, 100 binden fazla yaralı ve malul ve çok büyük maddi zararla ‘İstiklal-Hürriyet - İslâmi Hükümet’ haykırışları sonuç vermiştir.

16 Ocak 1979’da Şah İran’dan kaçmıştır. Şah ayrılırken, bir Niyabet Konseyi(15 Ocak) atar. Humeyni bu konseyi gayrimeşru sayıp bir İslâm Konseyi ve buna bağlı geçici bir hükümetten bahseder.

İmam Humeyni 1 Şubat 1979’da İran’a döndüğünde onu yaklaşık 10 milyon kişi karşılamıştır.

10 Şubat’ta Duşantepe Üssü’nde Humeyni’ye bağlı Havacılarla, Şahın Cavidanları(ölümsüzler - şahın özel muhafız birliği) arasında çıkan arbedede havacılar galip gelir ve sokağa dökülen hal-kın başlattığı hareket 11 Şubat günü Tahran’da yönetime el koyar. Başta meclis ve senato olmak üzere Tahran’daki bütün resmi kurumlar, garnizon ve kışlalar işgal edilir. Silahlı kuvvetler kon-seyi toplanarak ordunun temsil ettiği halkın koruyucusu olacağı ve siyasetin dışında kalacağı yönünde karar alır.

Genelkurmay da düşünce, Tahrandaki çatışmalar sona erer. Taşradaki birliklerin şehre saldırma-sından çekinilir, ama İran silahlı kuvvetleri organize bir güç olmaktan çıkmıştır.

Önce Pakistan ve Suriye devlet başkanları İmam Humeyni’ye tebrik mesajları gönderirken 13 Şubat’ta da Başbakan Ecevit tebrik mesajı gönderir.

İran 1 Nisan 1979’da sonuçlanan halk oylamasıyla %98 oy ile İslâm Cumhuriyeti nizamını tercih eder.

19 Ağustos’ta İİC Anayasasını yazmak için ilk uzmanlar meclisi toplanır. 2 Aralıkta Anayasa taslağı referandumla onaylanır.

 İİC ANAYASASI VE ÖNEMLİ KAVRAMLAR

MERCİİYYET - MERCİİ TAKLİD - AYETULLAHİL UZMA

Her bir Şii Müslüman’ın bir müçtehidi taklid etmek suretiyle hayatını düzenlediği kurumun adı. Çalışmaları ve müntesiplerinin teveccühüyle(meşhurluk) bu sorumluluğu üstlenen müçtehid de yine bu sıfatla vasıflandırılır.

Şeyh Murtaza Ensari ile başladığı kabul edilen bu müessese 1961’de vefat eden Ayetullah Burucerdi’ye kadar kesintisiz devam etmiştir. Bu tarihten sonra da mercii olarak belirli bir isim temayüz etmemiştir. Zira otoritesini imamlardan alan mercii taklid, çalışmalarıyla kendiliğinden temayüz eder ve müntesiplerinin teveccühlerini üstünde toplar. Tayin ve azil söz konusu ola-maz.

1979 Anayasasında bu sıfat Rehber (Veliyy-i Fakih) için zorunlu iken; 89 değişiklikleriyle bu zorunluluk kaldırıldı. Böylece fetva verebilme özelliği yeterli görüldü.

1. Heyeti Hibregan: (Meclis-i Hibregan)

Veliyy-i Fakihi seçmek ve denetlemekle mükellef olan bilirkişi heyeti. Halkın oyuyla, müçtehidler arasından seçilen üyelerden oluşur.

 2. Şurayı Nigehban: (Anayasayı Koruma Şurası)

Parlamentodan geçen kanunların Şeriat ve Anayasa ile uygunluğunu denetleyen kurum-dur.

3. Veliyy’ül Asr

873 yılında kaybolduğuna inanılan ve beklenen kayıp imam Muhammed Meh-di.(Masum), (Mehdi-i Muntezar)

 4. Veliyy’ül Emr

Ümmetin siyasi lideri manasında imam-lider-devlet başkanı (veliyy-i amm, naib-i amm)

 5. Velâyet -i Fakih Teorisi

İmam Humeyni tarafından ileri sürülen, kayıp imam adına siyasi otoritenin adil bir fakih tarafın-dan üstlenilmesi gerektiğini savunan dini-İslâmi-Şii teoridir.

 İmam Humeyni’nin “Velâyet -i Fakih Hükümet-i İslâmi” adlı eserindeki esas tezi şudur: “Fakih-ler imamlar tarafından, imamlar peygamber tarafından, peygamber de Allah tarafından tayin edi-lir. Kayıp imamın yokluğunda ona velâyet en adil bir müçtehid–fakih devletin başına geçer ve beklenen Mehdi (kayıp imam) gelene kadar devleti-toplumu-ümmeti yönetir.”

Anlaşılacağı üzere, İmam Humeyni’nin tezi, siyasi liderlikle alakalı olup, ‘siyasi liderliğin pey-gamberlerden ehlibeyt imamlarına, onlardan da fukahaya intikal ettiğini, dolayısıyla yalnız fukahanın meşru otorite olduğunu iddia eden ve günümüz İran’ında yönetimin esasını oluşturan bir kavramdır’

Teorinin genel olarak ortaya atılışı yeni değilken; Humeyni’nin, ulemanın bütün siyasi mesele-lerde doğrudan müdahale etmesi çağrısıyla daha ileri bir noktaya ulaşmıştır. Bu teorinin İİC A-nayasasına yansıması m:5, m:109, m: 110’da görülmektedir.

 6. Havza-i İlmiye

Merkezi Kum’da bulunan ve münhasıran din öğretimi veren medreselerdir. Şah zamanın-da bile özerk ve bağımsız bir kurumdur. İmam Humeyni’de bu medreselerin ‘ne olur ne olmaz’ diye devlete bağlanmamasını tavsiye etmiştir.

Burada ilmi sıralama şöyledir:

ÖğrenciSıkatullahHüccetullahAyetullah(müçtehid) Ayetullah-il Uzma (mercii taklid)

 İİC. Anayasasının Genel Özellikleri

 İran Anayasası’nın mevcut şeklinin oluşumunda İmam Humeyni’nin Necef dersleri yanında, Muhammed Bakır es-Sadr tarafından hazırlanan(1979 da) ‘İran İçin Bir Anayasa Projesi’ önem taşır. Sadr’a göre de devlet işlerinin mesuliyeti nihai olarak adil ve ehil olması gereken yüce fakihe aittir.(ay m:5)

İran Anayasası’nda en önemli kurum şüphesiz Rehberlik kurumudur. Bu kurum yasama yürütme ve yargının üzerinde bir yerde olup bu yüzden İran’da iki aşamalı bir kuvvetler ayrılığından söz edilmektedir. Fakihin üstünlüğü, cumhurbaşkanının atanmasında ve gerektiğinde azledilmesinde söz sahibidir. Bunlardan başka savaş ve barış kararı almaktan diğer önemli kurumların ve baş-kanlarını seçmeye kadar birçok alanda doğrudan yetki sahibidir. İran’da bu kuruma ilk olarak İmam Humeyni gelmiş olup ondan sonra bu göreve halen rehberlik görevini yürüten Ayetullah Hamaney getirilmiştir. Rehberlik kurumuna hayat veren teori ise şüphesiz ‘velâyeti fakih’ teori-sidir. Bu teoriyle artık ulemanın devlete dahli, Şii teori açısından mümkün kılınmış oldu.

Rehberi seçmek, vazifesini yapıp yapmadığını denetlemek ve gerekirse azletmekle görevli ku-rum ise halk tarafından seçilen ‘Meclis-i Hibregan’dır. Bu meclisin üyeleri fakihlerdir.

Kanunların İslâm’a ve anayasaya uygunluğunu denetleyen kurum ise ‘Şura-yı Nigehban’ (Ana-yasayı Koruyucular Şurası)’dır. Bu şura 12 üyeli olup 6’sı ulemadan 6’sı da ulema dışındaki hu-kukçulardan oluşur. Kanunların İslâm’a uygunluğunu sadece ulemadan oluşan 6 kişi denetler. Şura’nın, Cumhurbaşkanlığına ve meclis üyeliğine aday olanları ön bir elemeden geçirme yetkisi vardır.

Cumhurbaşkanı, yürütmenin başı olup başbakanlık kurumu 89 değişiklikleriyle kaldırıldığı için yetkileri genişlemiştir. Doğrudan halkın oylarıyla, üst üste en fazla 2 kez olmak üzere 4 yıllığına seçilir.

Meclis-i Şura-yı İslâmi ise, halkın oylarıyla seçilen parlamenterlerden oluşup şu an 290 üyesi bulunmaktadır. Anayasanın ilk şeklinde Milli Şura Meclisi olarak isimlendirilmişti.

 İİC. Anayasasında Değiştirilemez Maddeler

 Nizamın İslâmi oluşu,§

 Bütün kanun ve kararların İslâmi gerçekler ve iman temellerine oturtulmasına ilişkin madde,§

 İİC’nin hedefleri,§

 Hükümetin Cumhuriyet oluşu,§

 Ümmetin İmamet ve Velâyet -i Emr’e bağlı olduğu,§

 Ülkenin yönetiminde umumun oyuna dayanıldığı,§

 İran’ın resmi din ve mezhebi.§

 ANAYASANIN ÖNEMLİ MADDELERİ

 1. Bölüm: Genel İlkeler

 m.1: İran devletinin yönetim şekli İslâm Cumhuriyeti’dir.

 m.2: İslâm Cumhuriyeti aşağıdaki iman ilkelerine bir dayalı bir nizamdır:

a) ‘La ilahe illallah’, yani tek Allah inancına, hâkimiyet ve hüküm koyma yetkisinin Al-lah’a mahsus olduğuna ve onun emrine teslimiyetin gereğine dayanır,

b) İlâhi vahye ve vahyin kanunların açıklanmasındaki esaslı rolüne inanır,

c) Ölümden sonra dirilmeye ve bu hususun insanın Allah’a doğru olan seyrindeki yapıcı ro-lüne inanır,

d) Allahın yaratış ve kanun koymadaki adaletine inanır,

e) Daimi imamet ve rehberliğe ve bu hususun İslâm İnkılâbı’nın devamlılığındaki esaslı ro-lüne inanır,

f) İnsanın yüce şeref ve değerine, onun Allah karşısında olan mesuliyetiyle beraber hürriye-tine inanır ve bunu şu yollardan temin eder;

— İçtihadın bütün şartlarını haiz olan fakihlerin; Kur’an ve masumların sünnetine dayanan daimi içtihatlarıyla,

— Bilim, teknik ve gelişmiş beşeri tecrübelerden yararlanarak ve onları daha da ileri götür-meye çalışarak,

— Her türlü zulmetmeyi ve zulmedilmeyi, zorla egemenlik kurmayı ve egemenlik altına girmeyi reddederek,

eşitlik ve adaleti, siyasi, iktisadi, içtimai ve kültürel bağımsızlığı ve milli birliği temin eder.

 m.3: Devlet, 2. maddede zikredilen gayelere ulaşılması amacıyla aşağıdaki hususların gerçek-leşmesi için, bütün imkânlarını seferber etmekle görevlidir;

1. İman ve takva esasına dayanarak ahlaki faziletlerin gelişmesine uygun bir ortam hazırla-mak ve her türlü fesat ve bozulma tezahürleriyle mücadele etmek,

2. Eğitim öğretim ve beden terbiyesini herkese parasız olarak temin etmek yüksek öğretimi her seviyede kolaylaştırıp yaygınlaştırmak,

3. Basın, yayın, kitle haberleşme araçları ve diğer araçlardan doğru bir şekilde yararlanarak halkın her sahada aydınlanma seviyesini yükseltmek,(…)

4. Sömürüyü tamamen yok ederek yabancıların sömürge ve nüfuz girişimlerini önlemek,

5. Her türlü diktatörlük, keyfi idare ve tekelcilik ruhunu kaldırmak,

6. Siyasi-sosyal her türlü özgürlüğü kanunlar çerçevesinde sağlamak,(…)

1. Sıhhatli bir idari düzen kurmak ve zaruri olmayan kurumları kaldırmak,

13. Bilim, teknik, sanayi, tarım, askeri ve benzer sahalarda kendine yeterli duruma gelmek,

14. Kadın-erkek her ferdin haklarını tüm yönleriyle temin edip, herkes için adilane yargı gü-venliği sağlamak ve kanun karşısında eşitliği gerçekleştirmek,

15. İslâm kardeşliğini ve genel yardımlaşmayı bütün halk arsında yaygınlaştırmak ve sağlam-laştırmak,

16. Dış siyaseti; İslâmi ölçüler ve bütün Müslümanlarla kardeşlik taahhütlerine bağlılık ve dünyanın bütün mustaz’aflarını himaye temelleri üzerine tanzim etmek.

 m:4: Medeni, cezai, mali, iktisadi, idari, kültürel, askeri, siyasi ve diğer bütün kanunlar ve mev-zuatın İslâmi ölçü ve kanunlara uygun olması gerekir. Bu madde anayasanın ve diğer bütün ka-nunların geneline hâkimdir. Bu hususun teşhisi Anayasayı Koruma Şurası fakihlerinin görevidir.

 m.5: Hz. Mehdi’nin gaybeti döneminde İİC’de ümmetin imamlığı görevi; adil, takvalı, zamanın sorunlarını bilen, cesur, tedbirli, idareci bir fakihin uhdesindedir. Bu fakih bu görevi madde 107 gereğince üstlenir.

 m.6: İİC’de ülke işleri; Cumhurbaşkanı, İslâmi Şura Meclisi vekilleri ve şuraları teşkil eden üye-lerin ve benzerlerinin seçimi yoluyla, ya da bu kanunun diğer maddelerinde belirlenecek husus-larda referanduma başvurmak suretiyle halkın oylarına dayanılarak yürütülür.

 m.7: Kuran’ın istişare emri uyarınca;

Ali İmran 159: “(…) ve iş hususunda onlarla müşavere et. ”

Şura 38: “işleri aralarında müşavere iledir.”

İslâmi Şura Meclisi, eyalet, vilayet, kaza, nahiye, köy, mahalle vb. şuraları; ülkenin karar alma ve yönetim merkezlerindendir.

m.8: İİC’de hayra davet, iyiliği emredip kötülükten alıkoymak, halkın birbirine ve devlete dev-letin de halka karşı yapması gereken umumi bir görevdir.

Tevbe71: Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velisidirler; iyiliği emrederler kötü-lükten vazgeçirmeye çalışırlar.

 m.11:

Enbiya 92: “ Hiç şüphe yok ki, bir tek ümmetsiniz ve ben sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin.”

Ayeti kerimesi hükmüne göre bütün Müslümanlar tek bir ümmettir. İran genel siyasetini Müslü-man milletlerin dostluk ve birleşmesi temeline oturtmalı ve İslâm dünyasının vahdetini (siyasi-kültürel-iktisadi alanlarda) gerçekleştirmek için sürekli çaba göstermelidir.

 m.12: İran’ın resmi dini İslâm’dır ve mezhebi de Caferi’dir.

Bu madde hiçbir surette ve hiçbir zaman değiştirilemez.

Diğer İslâm mezhepleri tam bir hürmete sahiptirler. Bu mezhep mensupları kendi fıkıhlarına göre dini hususları icra etmekte serbesttirler. Dini eğitim öğretimde; şahıs ve aile (evlenme bo-şanma veraset vasiyet) hukukunda ve bununla ilgili davalarda, mahkemelerde resmiyetleri var-dır.

Bu mezheplerden birinin mensuplarının çoğunlukta olduğu bir bölgede mahalli mevzuat; şurala-rın salahiyetleri dâhilinde kalmak ve diğer mezhep mensuplarının hakkını korumak şartıyla o mezhebe göre yapılır.

 m.13: Yalnızca; Musevi Zerdüşt ve Hıristiyanlar dini azınlık olarak tanınırlar.

Bunlar; kanunlar dâhilinde kendi dini merasimlerini uygulamakta serbesttirler.

Şahıs ve aile hukukunda ve dini eğitimde kendi usullerince (kültürlerince) hareket ederler.

 m.14: “Sizinle din hususunda savaşmamış ve sizi yurtlarınızdan çıkarmamış olanlara iyilik yapmanızı ve onlara adaletli davranmanızı Allah size yasaklamaz. Çünkü Allah adaletli davra-nanları sever.” ayeti kerimesi hükmünce;

İİC devleti ve Müslümanlar gayri-müslim fertlere karşı güzel ahlak ve İslâmi adaletle davranmalı ve onların insani haklarına riayet etmelidirler.

Bu madde İslâm ve İİC aleyhine komplo ve herhangi bir teşebbüste bulunmayanlar için geçerli-dir.

2. Bölüm: Devletin resmi dili yazısı tarihi ve bayramı

 m.17: Devletin resmi tarihinin başlangıcı İslâm peygamberinin hicretidir. Haftalık resmi tatil günleri Cuma günleridir.

3. Bölüm: Milletin hakları

 m.37: Suçsuzluk esastır.

 m.38: Her türlü işkence yasaktır. Sonuçları delil olarak kullanılamaz. Yapanlar cezalandırılır.

 4. Bölüm: iktisadi ve mali konular

 m.43/5: Faizli, batıl ve haram alışverişi yasaklamak İİC’nin dayandığı ekonomik esaslardır.

 5. Bölüm: Milli Hakimiyet Hakkı ve Buna Dayalı Yetkiler

 m.56: Dünyanın ve insanın mutlak hâkimi Allah’tır. Allah insanı içtimai kaderine hâkim kıl-mıştır.

Hiç kimse bu ilâhi hakkı insandan alamaz. Veya bir şahsın ya da özel bir grubun menfaatlerine tahsis edemez.

Millet bu hakkı sonraki maddelerde zikredilen yollarla kullanır.

m.57: İİC’de hâkimiyeti temsil eden organlar; yasama, yürütme ve yargı organlarından ibarettir-ler.

Bunlar doğrudan doğruya Rehber Veliyy-i Fakihin gözetimi altındadırlar. Bu organlar birbirle-rinden bağımsızdırlar.

a) Yasama [İslâmi Şura Meclisi]

 m.58: Yasama organının yetkisi; halkın seçtiği milletvekillerinden kurulan İslâmi Şura Meclisi vasıtasıyla kullanılır.

Bu meclisin kabul ettiği kanunlar ve mevzuat sonraki maddelerde belirlenen merhaleleri geçtik-ten sonra icra edilmek üzere yürütme ve yargı organına gönderilir.

 m.59: Çok mühim olan iktisadi, içtimai, kültürel meselelerde yasama yetkisi doğrudan doğruya referanduma başvurularak kullanılabilir.

b) Yürütme [Rehber-cumhurbaşkanı-bakanlar]

m.60: Yürütme organının yetkisi; bu kanunda doğrudan doğruya Rehberliğin sorumluluğuna verilmiş hususlar hariç; Cumhurbaşkanı ve bakanlar tarafından kullanılır.

c) Yargı:[Adalet Bakanı-Yargı Organı Başkanı-Devlet Yüce Divanı(Yargıtay)-Devlet Başsavcısı]

 m.61: Yargı organının yetkisi, İslâmi ölçülere göre kurulması gereken Adliye Mahkemeleri vasıtasıyla kullanılır.

Bu mahkemeler davalara bakıp neticelendirir. Umumi hakları (amme hakları) korur, adaleti ya-yıp icra eder, ilâhi had cezalarını uygular.

 6. Bölüm: Yasama Yetkisi

 a) İslâmi Şura Meclisi

 m.62–63: İslâmi Şura Meclisi doğrudan doğruya ve gizli oylama ile 4 yıllığına seçilmiş 270 üyeden oluşur. Her dönem seçimleri ülke hiçbir zaman meclissiz kalmasın diye önceki dönemin süresi dolmadan yapılmaktadır. 

m.64: Zerdüştiler 1; Yahudiler 1; Asurî Hıristiyanlar ve Keldani Hıristiyanlar toplam 1; güney ve kuzey Keldani Hıristiyanlarının her biri 1 temsilci seçerler.

m.65: Seçimlerden sonra İslâmi Şura Meclisinin toplantıları, üye tamsayısının 2/3 ünün hazır bulunmasıyla resmiyet kazanır. İçtüzüğün kabulü için hazır bulunanların 2/3 ünün muvafakati gerekir.

m.67: “Milletvekilinin yemini

Milletvekilleri, Bismillahirrahmanirrahim diye başlayıp İslâm hariminin, İran milletinin İslâmi inkılâbının getirdiklerinin ve İslâm Cumhuriyeti esaslarının koruyucusu olacaklarını insanlık şerefine dayanarak taahhüt edip, Kur’an huzurunda her şeye kadir olan Allah’a yemin ederler.

b) Yetki ve Salahiyetleri:

m.71: İslâmi Şura Meclisi; bütün konularda, Anayasada belirtilen çerçeve dâhilinde, kanun ko-yabilir.

m.72: Meclis devletin resmi mezhebinin ilke ve hükümlerine ya da Anayasaya aykırı olan bir kanun koyamaz. Bu hususun tespiti ‘Anayasayı Koruma Şurası’nın sorumluluğundadır.

m.73: Normal kanunların açıklanıp yorumlanması ‘İslâmi Şura Meclisi’nin salahiyetindedir. 

m:74: Kanun tasarıları Bakanlar Kurulunu onayından sonra meclise takdim edilir. Kanun teklif-leri ise en az 15 milletvekilince yapılmalıdır.

c) Anayasayı Koruma Şurası [Şurayı Nigehban]

m.91: Anayasayı Koruma Şurası (Şurayı Nigehban)

Amacı: Meclisin çıkardığı kanunların Anayasaya ve İslâmi kurallara aykırı olmamasını temin ederek İslâmi kuralları ve anayasayı korumaktır.

Terkibi: Rehber (Veliyy-i Fakih)’in seçtiği 6 fakih ; Yargı Organı Başkanının İslâmi Şura Meclisi’ne tanıttığı ve meclisin olumlu oyu ile seçilen çeşitli hukuk dallarından 6 Müslüman hukukçu (uzman). (Toplamda 12 üye olup anlaşıldığı üzere 6’sı rehberce seçilen fakih 6’sı da meclisçe seçilen hukukçudur.)

m.92: Anayasayı Koruma Şurası üyeleri 6 yıllığına seçilirler. İlk dönemde 3 yıl geçtikten sonra her grubun yarısı kura ile değişir. Onların yerine yeni üyeler seçilir. (Yani şura 6 yıllıktır; ama üyelerin yarısı 3 yıllıktır.)

m.93: Anayasayı Koruma Şurası olmaksızın İslâmi Şura Meclisi’nin kanuni geçerliliği yoktur.

m.94: İslâmi Şura Meclisinin bütün kararları Anayasayı Koruma Şurası’na gönderilmelidir.

Şura kendisine ulaştığı tarihten itibaren 10 gün içerisinde bu kararları İslâm esasları ve anaya-saya uygunluk yönünden incelemeye ve aykırılık görürse tekrar görüşülmek üzere meclise iade etmeye mecburdur. Aksi halde mecliste kabul edilen kanunlar ve mevzuat icra edilebilir.

m.96: Mecliste kabul edilen kanunların ve kararların, İslâm ahkâmına aykırı olmadığının belir-lenmesi; Anayasayı Koruma Şurası’nın fakihlerinin ekseriyetiyle olur. Anayasaya aykırı olmadı-ğının tespiti ise şura üyelerinin tümünün çoğunluğuyla olur.

m.98: Anayasanın tefsiri üyelerinin ¾ ünün kabulü şartıyla, Anayasayı Koruma Şurası’nın so-rumluluğundadır.

m.99: Rehberin, Cumhurbaşkanının, İslâmi Şura Meclisinin seçimlerine ve referandum işlemle-rine nezaret, Anayasayı Koruma Şurası’nın görevidir. Ayrıca Meclisi Hibregan’ın seçimlerini denetleyip, bunun adaylarının adaylıklarını imtihana tabi tutarak onaylar ya da reddeder.(…)

 8. Bölüm: REHBER 

m.107: Halkın mutlak çoğunluğu tarafından mercilik ve rehberliğe kabul edilen yüksek merci; evrensel İran İslâmi İnkılâbının büyük önderi ve İran İslâm Cumhuriyeti’nin kurucusu Hz. Aye-tullah-il Uzma İmam Humeyni’den sonra rehber halk tarafından seçilen bilirkişiler (ehl-i hibreler) tarafından tayin edilir. Bu bilirkişilerin seçtiği rehber, velâyeti emirliği ve ondan kay-naklanan bütün sorumlulukları üstlenir.

Rehber kanunlar karşısında ülkenin diğer fertleriyle eşittir.

a) Rehberin Şartları:

( m.5: Hz. Mehdinin gaybeti döneminde İİC’de ümmetin imamlığı görevini adil, takvalı, zama-nın sorunlarını bilen, cesur, tedbirli, idareci bir fakih üstlenir.)

m.109: Rehberde aranan şartlar ve vasıflar:

Fıkhın çeşitli bölümlerinde fetva vermeye gerekli olan ilmi salahiyete sahip olmak.

1. İslâm ümmetinin rehberliği için gerekli olan takva ve adalete sahip olmak,

2. Rehberlik için kâfi derecede siyasi ve içtimai görüşü tedebbürü, cesareti, kudreti ve ida-reciliği bulunmak.

Bu şartlara sahip birden fazla fakih olursa, fıkhi ve siyasi açıdan görüşü güçlü olan mukaddem-dir.

m.110: Rehberlik makamının vazife ve yetkileri:

1. Nizamın maslahatını belirleme kuruluna danışarak İslâm Cumhuriyeti nizamının genel siyasetini belirlemek,

2. Genel siyasetin tam olarak icrasına nezaret etmek,

3. Referandum yapılmasını emretmek,

4. Savaş barış ve umumi seferberlik ilanı,

5. Şu makamların tayin azil istifasının kabulü yetkisi:

— Anayasayı Koruma Şurası’nın fakihlerinin,

— Yargı organının en yüksek makamının,

— İİC Radyo-TV Kurumu başkanının,

— Genelkurmay Başkanının,

— İslâm İnkılâbı Muhafızları Ordusunun başkomutanının,

— Askeri güçlerin ve emniyet güçlerinin yüksek komutanlarının.

6. Yasama, yargı ve yürütme arasında olan ihtilafları gidermek ve bunların birbirleriyle olan bağlantılarını düzenlemek,

7. Normal yollardan halledilemeyen askeri sorunları halletmek,

8. Halk tarafından seçildikten sonra cumhurbaşkanının mazbatasını imzalamak, cumhurbaş-kanlığına istekli olanların cumhurbaşkanlığı şartları yönünden salahiyetlerinin ilk dö-nemde rehberliğin onayından geçmesi gerekir,

9. Cumhurbaşkanını azletmek

10. Yargı organı başkanının teklifinden sonra İslâmi ölçüler çerçevesinde mahkûmların ceza-larını affetmek ya da hafifletmek.

m.111: Rehber; rehberliğin kanuni vazifelerini yapamaz hale geldiği veya rehberlik için gereken şartları yitirdiği zaman veya bunlardan bazılarından zaten yoksun olduğu anlaşıldığında maka-mından çekilir.

Bu hususun tespiti Ehli Hibre meclisinin görevidir.

Rehberin ölümü çekilmesi veya azli durumunda Ehli Hibre Meclisi en kısa zamanda yeni Rehber tayin edip, ilan eder.

b) Nizamın Maslahatını Belirleme Kurulu -

m.112: Bu kurul Anayasayı Koruma Şurası ile İslâmi Şura Meclisin anlaşmazlığı halinde, yani anlaşmazlığı çözmek üzere Rehberlik makamının izin verdiği konularda ve bu konuda zikredilen diğer görevler için Rehberin emriyle kurulur.

Bu kurulun sabit ve değişken üyelerini rehber tayin eder.

9. Bölüm: Yürütme Organı 

a) Cumhurbaşkanı ve Bakanlar:

m.113–114: Rehberlik makamından sonra cumhurbaşkanı ülkenin en yüksek makamıdır. Doğ-rudan halkın oyuyla 4 yıllığına seçilip, üst üste en fazla 2 kez seçilebilir.

m.115: Cumhurbaşkanı: İran asıllı, İran tabiiyetinde, idareci ve tedbirli, iyi bir geçmişe sahip, İİC’nin ve resmi mezhebinin esaslarını benimsemiş ve bunlara inanmış, dindar ve siyasi şahsi-yetler arasından seçilir. 

m.117: Cumhurbaşkanı seçime katılanların mutlak çoğunluğunun oylarıyla seçilir. İlk turda bu çoğunluk sağlanamazsa bir hafta sonraki Cuma günü 2. defa oylama yapılır. İkinci tura en çok oy alan 2 aday katılır. 

m.122: Cumhurbaşkanı millet, rehber ve İslâmi Şura Meclisi karşısında sorumludur.

m.123: Cumhurbaşkanı meclisin kabul ettiği kanun ve kararları veya halkoyunun neticesini im-zalamakla ve icra edilmek üzere görevli makamlara tevdi etmekle vazifelidir.

m.130: Cumhurbaşkanı istifasını rehbere teslim eder ve istifası kabul edilmedikçe de görevine devam eder.

b) Bakanlar:

m.133: Bakanlar Cumhurbaşkanınca tayin edilip güvenoyu almak için meclise sunulur.

m.134–136: Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulunun başkanı olup bakanları azledebilir.

c) Ordu ve İslâm İnkılabı Muhafızları Ordusu:

m.143: Devletin istiklalini, toprak bütünlüğünü ve İslâm Cumhuriyeti nizamını korumak İİC ordusunun görevidir.

m.144: İİC ordusu insani ve ideolojiye bağlı İslâmi bir ordu olması gerekir.

m.146: Ülkede her nevi yabancı üssün kurulması barışçı amaçlarla da olsa yasaktır. 

m.150: Bu inkılâbın zafere ulaşmasının ilk günlerinde teşkil edilen İslâm İnkılâbı Muhafızları Ordusu; inkılâbı ve onun getirdiklerini korumak hizmetine devam etmek üzere sabit kalacaktır.

10. Bölüm: Dış Siyaset

m.152: İİC’nin dış siyaseti; her tür egemenlik kurmak ve egemenlik altına girmeyi reddetmek, ülkenin her alanda bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumak, bütün Müslümanların hakla-rını savunmak, egemenlik peşindeki güçlere karşı hiçbir taahhütte bulunmamak ve savaş açma-yan devletlerle barışçı ilişkiler kurmak esaslarına dayanır.

m.154: İİC Beşeri toplumların tümünde insan saadetini, kendi gayesi bilir ve bağımsızlık, hürri-yet, hak ve adalet yönetimini dünya insanlarının tümünün hakkı olarak tanır.

Bununla beraber, diğer milletlerin içişlerine her tür müdahaleden tam olarak çekinmekle beraber, mazlumların zalimlere karşı haklı mücadelelerini dünyanın neresinde olursa olsun himaye eder.

11. Bölüm: Yargı Organı

m.156: Yargı organı ferdi ve içtimai hakların koruyucusu adaletin gerçekleştirilmesinden so-rumlu bağımsız bir organdır.

m.157: Rehber; yargı işlerine vakıf, tedbir kabiliyetine sahip, idareci niteliklerini haiz ve adil olan bir müçtehidi yargı organının başı olarak tayin eder. Bu fert yargı organının en yüksek ma-kamıdır.

m.160: Yargının yasama ve yürütme ile münasebetleriyle alakalı bütün sorumluluklar Adalet Bakanının sorumluluğundadır. Adalet Bakanı yargı organı başkanının teklif ettiği kimseler ara-sından seçilir.

m.161: Devlet Yüce Divanı (Yargıtay), yargı organı başkanının tayin ettiği usuller uyarınca ku-rulup, mahkemelerde kanunların doğru uygulanmasını yargı usulünde birlik sağlanmasını ve kanun gereği yüklenilen sorumlulukları yerine getirir.

m.162: Devlet Yüce Divanı başkanı ile devlet başsavcısının adil müçtehit ve yargı meselelerine aşina olması gerekir. 

m.171: Kadı (hâkim)’nın kusuru ya da yanılması sebebiyle bir konuda hükümde veya hükmün özel bir hususa tatbikinde bir şahıs maddi/manevi zarara uğrarsa kusurlu olan İslâm ölçüleri uya-rınca zararı tazmin eder.

SONUÇ

Anlama çabası güdülerek yaptığımız bu çalışmada daha önce de vurguladığımız gibi mukayeseli hukuk açısından özgün bir anayasa örneğinin incelenmesi yanında, Kur’anın referans alındığı bir anayasa örneğine duyduğumuz merak da etkili olmuştur. Bu merakı özellikle yaşadığımız döne-min siyasal ve sosyal karışıklıkları içerisinde duymamak mümkün değildi.

Yazının genelinden de anlayacağınız üzere, batı tarzı modellerin kutsanmasına ve varılacak son nokta olduğunun söylenmesine rağmen İran’da İslâm’ın merkeze alındığı, şer’i bir devlet kurul-muştur. Batıda İran ve oradaki yönetim tarzı üzerine çok geniş araştırmalar yapılmış olmasına rağmen bizde böyle çalışmalar bir elin parmaklarını geçememektedir. Mevcut eserlerin çoğunda ilmi kaygılardan öte gazeteci kaygıları hâkimdir. İran’ın tüm bunlardan öte anlamak için araştı-rılması gerekmektedir. Zira sağlam eleştiriler ancak sağlam bir anlamadan sonra söz konusu ola-bilir.

KAYNAKÇA

1. AHAVİ, Şahruh; İRAN’DA DİN VE SİYASET, Yöneliş Yayınları, İstanbul: 1990

2. CENNETİ, Muhammed Ali; İRAN İSLÂM CUMHURİYETİ ANAYASASI, Çeviri: İslâmi Kültür ve İlişkiler Merkezi Tercüme Grubu, Alhuda Matbaası, 1996 (1989 da yapılan de-ğişiklikleri ihtiva eden yeni metin)

3. ÇANDAR, Cengiz; DÜNDEN YARINA İRAN, Yalçın Yayınları, İstanbul: 1981

4. Edisyon, İran İzlenimleri, Objektif Yayınları, İstanbul: 1992

5. ELİAÇIK, Recep İhsan; İSLÂMIN YENİLİKÇİLERİ, 3. Cilt, Med-Cezir Yayınları, İst: 2003

6. HÜSEYİN, Asaf; İRANDA DEVRİM VE KARŞI DEVRİM, Pınar Yayınları, İstanbul: 1988

7. İRAN İSLÂM CUMHURİYETİ ANAYASASI, Mütercim: Dr. Ömer Okumuş, Kayıhan Yayınevi, İstanbul : 1980 (Anayasanın ilk hali)

8. MELLAT, Şibli; ÇAĞDAŞ İSLÂMİ UYANIŞTA HUKUKUN ROLÜ, Yöneliş Yalınları, İstanbul: 1997

9. METİNER, Mehmet; ŞAFAKTA 10 GÜN- İRAN NOTLARI, Birim Yayınları, İstanbul: 1989

10. OĞUZ, Sami / ÇAKIR, Ruşen, HATEMİ’NİN İRAN’I, İletişim Yayınları, İstanbul; 2000

11. TÜLÜMEN, Turgut;(E.Büyükelçi); İRAN DEVRİM HATIRALARI, Boğaziçi Yayınları, İstanbul: 1998

12. ÜSTÜN, İsmail Safa; HUMEYNİ’DEN HAMANEY’E İRAN İSLÂM CUMHURİYETİ YÖNETİM BİÇİMİ, İstanbul: 1999, Birleşik Yayıncılık./Kaya KARTAL

 

 



تعداد بازدید:  3487